27 Kasım 2015 Cuma

30 Temmuz 15' Brüksel

                                                                                                                 30.07.15 Perşembe
                                                                                                           Paris- Bruxelles-Bruges
13. gün


Sabah 8 gibi dışardaki gürültüyle uyandım. Ama yataktan çıkamıyorum çok soğuk. 9 gibi güç bela çıktım. Muhammedi uyandırdım. Hazırlandık, birşeyler atıştırıp çıktık. Kıza da teşekkür mesajının üstüne 5 kuruş bıraktım :’) Değişik paralar topluyordu gördüm. 10:28 Amiens trenine binip 11:28 de indik. Orda beklerken arkada hemen bi kebapçı buldum, döner patatesli fln menü aldım garda beklerken yedik J 12:38 de Lille Flandres trenine bindik 14:00 de inmemiz planlanıyor. Şuan bunları trende yazıyorum. Müzik dinliyoruz. Ayaklarım üşüdü hava hala kapalı, soğuk. Bir ara yağmur yağdı. İnşallah Brüksel’de hava güzeldir. Muhammed her zamanki gibi uyuyor Zzz….

Az önce Pınar abla aradı açamadım çok yazar diye. Lille France’da indik garda internet varmış biraz oyalandık sonra trene geçtik. Bruksel Gare De Nord’da inip haritamızdan evi bulduk 10-15 dk mesafede. Garın etrafı yüksek, siyah camdan, lüks iş binalarıyla çevrili ve bazıları kendi içinde camdan köprülü huh. Yollar güzel. Zaten Brüksel ‘e girdiğimizde harika evler, bahçeler, atlar, inekler, reklamlardaki Alpler tarzında yerler gördük yol boyunca. Çok huzurlu görünüyor. Ata binen çocuklar, havuzlar, tuğladan taştan evler (filmlerdeki gibi), çok zengin bir çevre. Garajda arabalar… Sanırım şehirdeki büyük holdinglerde çalışıp buralarda sakin bir aile hayatı sürüyorlar. Evi bir yanlış denemeden sonra bulduk. Ev sahibi Pedro kapıda karşıladı bizi. İspanyolmuş. Sıcakkanlı biri. Odamız giriş katta Allahtan. Eşyaları yukarı taşımak zorunda kalmadık iyi bari bi gün için. Ev nasıl desem üç katlı ve her katındaki odalarda bizim gibi misafirlerle dolu. Bi nevi otel gibi.

Ama Bruksel buz gibi Allahım. Paris’ten bile soğuk. Hazırlanıp çıktık haritadan bulduğumuz en yakın Mc’e gittik zaman kaybetmeyelim diye paket yaptırdık trende yedik. Maalesef o ucuz güzel menüler burda yok. Zengin şehir menüler de ona göre tabii. J Çok kapalı var sanırım Müslüman nüfus burda epey fazla. 18:21 treni ile 19:30 gibi Brugge’deyiz. Muhammed’in benzetmesi “tam bir emekli albay şehri”. Etrafta koşan 60lı yaşlarda amcalar. Herkes köpeğini gezdiriyor falan. Gardan çıktık merkeze yürüyoruz. Yolda resmen bi biz varız. Bomboş çok garip. Kim yaşıyor burda. Evler çok güzel. Çok farklı bir mimari. Şehrin içinde bi çay dolanıyor. O meşhur Brüj profili. Gerçekten güzel memleket. Siyah şalımı taktım bugün ve beni yine perişan ediyor. Gider gitmez bir siyah şal alacağım hemen inşallah! Resim çekerken bi Türk geliyor yanımıza Kayserli. Antalya’da turist rehberliği yapıyormuş, tek geziyormuş. Dolayısıyla biraz sıkılıyor anlaşılan. Bi süre rehin aldı bizi ayakta muhabbet ediyoruz.  Bazı önerilerde bulunuyor bize. Neyse çikolatası meşhur dedi herkes (başta çeçe) gitmeden bi çikolata bulalım dedim ama şehir zaten hayalet şehir dükkanlar, kafeler, restoranlar kapalı, çikolata müzesi kapalı. Yol üstünde bi tane açık hediyelik eşyacı buluyoruz ama o asıl çikolatacaılardan değil burası hediyelikçi gibi işte. Oradan bi beyaz çikolata aldık kendimize. Tadı gayet sıradan Te Allahım. Ama bazı çikolatacıların önünden geçerken çok çeşitli çikolatalar gördüm eminim tatları güzeldir. Şarjım kalmış %4!! Bi şekilde gara ulaşıyoruz. Bekleme odasında 2 yaşlarında, çekik gözlü, çok sempatik, kıpır kıpır  bi kız var. Anne babasıyla seyahat ediyor. Onu çikolatayla yanıma çekiyorum J Sonra telefondaki cut the rope oyunuyla falan kaynaşıyoruz. Tam tren geldi ki (21:55 treni. Biz güya 20:30’la dönecektik) yanımızda oturan Hintli kız bana “Avrupa’da başörtsüne bakış açısı” adlı tezim için size sorular sorabilir miyim dedi. Trenden inene kadar sohbet ettik. Işid, suriye, islam, eşarp, örtünmek, kılık-kıyafet…. Çok konuşkan bi kızdı J İnecek zaman ben de merkeze gideceğim birlikte gidelim sizi götüreyim dedi. Merkeze vardığımızda saat 23:00-23:30 civarlarıydı ama Bruksel oldukça güvenli bir yermiş. No problem J Grand Palace’ın olduğu yere geldik. Dikdörtgen bi meydan etrafı saraylarla ve süslü binalarla çevrili. Ortadaki alanı gençler doldurmuş, yere oturmuşlar. Bu arada meydanda wifi de var. İşte takıldık biraz orda, kız da gitmiyor evine haha J Sonra şarjım bitti Muhammed’in de %2. Hemen maps’den evi açıp alel acele döndük. Hava buz!

Bu arada şunu yazmazsam ölürüm. Benim tuvalet sıkıntımdan Muhammed çok muzdarip :’) komik komik şeyler söylüyor iyice güldürüyor altıma yaparsam suç bende değil bilin.

“Olm insan heryerde yemek yiyemez anlarım, heryerde uyuyamaz anlarım da çiş yapamamak ney yaa!”
“Yurtdışında en çok duyacağım cümlenin –şimdi altıma yapacağım- cümlesi olacağını asla tahmin etmezdim.”
“Lan kolaları ben içiyom senin çişin geliyor!” gibi gibi gibi… :)

Ve uyku.













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder