14 Kasım 2015 Cumartesi

22 Temmuz 15' Venedik


                                                                                                                                                                                                                                                                                                   22.07.15 Çrş 09:30
                                                                                                                                                                                                                                                                                           Podova- Venedik- Milan
5. gün…

         Uyandım içerisi çok sıcaktı, nemli. Vantilatörü benden önce Muhammed çalıştırdı hemen. Gece uyku modunda açık bırakmıştım ama bir ara uyandığımda kapatmışım hastalanmayalım diye. Bi de kıza kıyamadım nedense çok elektrik parası gelmesin diye ne saçma dimi halbuki fazlasıyla parasını ödedik J Neyse işte biraz internette oyalandım. İlginç ki Musa da uyanıktı. Madrid- Paris check in’imizi yaptı sağolsun cancağızım. O esnada öğreniyorum ki ineceğimiz havalimanı şehrin epey dışındaymış . Meğer 2 havaalanı varmış. Paris’de normal gerçi. 10 gbi muhammedi uyandırdım. Dün Allahtan eşyaların büyük kısmını valize yrleştirmiştim sabah da güzelce istifledim. Elimizde bir tekerlekli valiz bir de sırt çantası kaldı. Tabi fotoğraf makinesi ve herşeyin içinde olduğu hayati önem taşıyan beyaz çantam da var. Fotoğraf makinesini getirmeseydik keşke dedik bi ara. Banyo havlularını, duş jellerini, minik şampuanlarını, muhamed’in kapşonlusunu (edit: getirmeseydik ölürmüş çocuk ilerleyen günlerde J ) ve pek çok yükü. “Ders olsun” diyerek ilerliyoruz. Kahvaltıya dünden kalan pizzamızı yedik, şişemizi doldurup dolaba koyduk. Koridordaki klimanın önüne oturduk telefona oyun indiriyoruz böyle güzel internet bulmuşken. “Grace seni tanımak güzeldi notumuzu bırakıp, suyumuzu alıp çıktık. Kullandığımız bardakları yıkadım, odayı da topladım. Çok iyi misafirimdir. Böylece ilk airbnb tecrübemiz Alah’a şükür çok güzel heçmişti. Binanın dışına çıktık ki aman Allahım dün o kadar boşa dolanmışız. Bu sefer hemen hızlıca durağa gittik. Güneş yine tepede. Bolca güneş kremi kullanıyorum. Gara geldik en erken 13:00 treni vardı, biraz bekledik. Tren geldi çok güzeldi. Prizli falan baya da serindi. Bir an emin olamadım valla regional tren olduğuna. Neyse geldik bakalım Venedik’e (venezia)

       Hemen valizimizi bi left luggage yapalım dedik. 0-5 saat arası çanta başı 6euro. Yuh. Ama yapacak bir şey yok. Gitti 12 euro. Gözümüze ilk çarpan ortadan akan nehir, vapur, gondollar ve köprü oldu tabi. Etrafta maskeler dolu. Venedik maskeleriyle de ünlü bunu biliyordum evet ama nerdeyse gondoldan daha baskın bir simge. Bi tane magnet maske aldım ben de tabi hemen J Şehir resmen eyes wde shut. Tövbe yarabbi korkunçlu kıyafetler ve maskeler. Önceden adını not aldığım Billa Market’i arıyoruz yana yana. Oranın Bim’i J Bi süre sonra haritadan buluyoruz. Allah’ım ne büyük nimet bu teknoloji. Salak marketin adı değişmiş Conad olmuş. Girdik cidden ucuz. Bi paket turta, iki su, 1 kilo nektar, yarım kilo üzüm aldık 6,5 euro falan tuttu. Elbette Türkiye hesabıyla pahalı ama buraya göre +10euro tutardı. Meşhur Rialto Köprüsünü görüp görmemekte kararsız kadık. Trene de 50 dk kalmıştı. Lanet olsun görmez olaydık. O sıcakta hadi görelim dedik. Ada git git bitmiyor, ara sokaklar, köprüler.. Köprüye vardık ki Aman Allahım inşaat. Üstelik güzel de değil. Bok köprüsü. Geri aynı yoldan dönmedik karşıdan ilerledik, ilerlemez olaydık :’) Heryer ara sokak.. Git git bitmiyor. Bir türlü ulaşamıyoruz ana köprüye. Kaldı 15-20 dkka. Sonunda 10 dk kala vardık tam bagajları almaya gidecekken ekrana bi baktım 42 geçe kalkıyor tren, saate baktım 41 geçiyor! Meğer aptal railplanner uygulaması Venedik seçince bizim durak yerine bir sonraki merkez duraktan kalkışı gösteriyormuş. Tabi bizimki ordakinden bi on dk önce ayrılıyor. E kalmış 1 dk bagajı mı alalım bagajı bırakıp trene mi koşalım ki peron 14 en başta asla yetişemeyiz :’) Geçti gitti tren. Üstelik bir sonraki teren hep aktarmalı gidiyor. 11 saatte varış. Normalde 5 saat. Allahım sen sabır ver. Diğer seçenekleri left luggage da inceledikten sonra (bu esnada sinirden gözümden alev fışkırıyor) mecburen hızlı trene binmemiz gerektiğine karar veriyorum. O da kişi başı 10 euro. Yani resmen bok rialto köprüsü iiçin hem 20 euro zarar hem vakitten zarar!!! Neyse vardır bi hayır. Hızlı tren Milan’a 22:30 gibi varıyor inşallah. 19:50 de bindik 2 sa 40 dk sürdü.

(Bu arada kalemim bitiyor)

Kalem bulabilmem resmen birkaç günümü aldı çünkü hepsi hediyelik tip. Nerde kalmıştık..

Neyse hızlı trenle Milan’a vardık saat 23:00 gi,bi. Tabi sonraki tren 05:18de. Hemen wifi kontrol ettik neyseki varmış. Gar zaten çok büyk ve görkemli. Malum expo falan… Bu arada çok sıkışmış durumdayım ve WC kapalı! Nasıl kapalı olabilir aklım almıyor. Acıktık bir yandan da… Swarm dan kontrol ediyorum etrafta birkaç yer açık görünüyor. Tamdışarı çıktım ki zenciler, uhaf tipler. Meğer millet bahçedeymiş hep serin diye. Kimi uyuyor…. Tedirgin hissettim kendimi. Tam karşıya geçmiştim ki sol tarafımda M işaretini gördüm döndüm hemen. Tam yanında da İstanbul kebap! Biraz inceledim geri döndüm. Muhammed’i aldım birlikte geldik. Bizim Türkler pahalı geldi MC’e girdik. Yemeğimizi yedik oyalandık. Saat 2ye geliyordu çabuk geçti zaman. Biraz daha garda oyalandık internetle falan… Sıcaktan piştim. Şal yakıyor deli gibi boynumu ve kafamı. Güzelim ipek şallarım mahvoldu.. L Yukarı topluyorum, türlü şekiller veriyorum. Bu arada son raddede sıkıştım! Saat 03:30 civarları… Muhammedi de alıyoruz bu sefer İstanbul kebap’a gidiyoruz birşeyler içelim diye ayıp olmasından çekiniyorum ille yiyecek bşy alacağım diyorum muhammedle kavga ediyoruz zorunda mıyız diye :’) ben sadece içecek ayıp olur diyorum o da bana kızıyor. Tuvalet denemelerim son derece başarısız. 1saate yakın da orada oyalanıyoruz mecbur. Muhammed köpürüyor bırak sosyeteliği diye. Napıyım olmuyor L En sonunda (burası bana özel yazamıycam ama asla unutmycm) başarıyorum ve tüm kızmalara rağmen gidip ekmek arası döner söylüyorum. 4e 5 kala falan kalkıyoruz. Hava hala karanlık. Muhammed’de şortunu giydi ordayken tuvalette değişti. Milan bence en şık tren garıydı ve gelişmişti. Biraz resim çekiniyoruz dışarda hava da serin… Sonra gara girmek istiyoruz. Ana! Polisler içeri almıyor!! 5e kadar bekleyin diyor. Tövbe Allahım kaç kez girip çıktık öncesinde böyle bir şey olmamıştı. Neyse bakalım güvenliktir diyorum. Çünkü bize de içerde kaç kez biletimizi sormuşlardı nereye ne zaman vs diye. Sonunda vakit geliyor. Trenimize biniyoruz.

(Ha o bi saat dışarda beklediğimiz sürede ben de çaktırmadan üzerimi değiştirdim) J
Podova'ya veda :( otobüs bekleme.










Giderken biz
Dönerken biz





Ciao Milano

Arrivederci İtalia! 05:45







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder