15 Kasım 2015 Pazar

23 Temmuz 15' En uzun yolculuk

                                                                                                                                                                                                                                                                                                  23.07.15 Prş 05:18
                                                                                                                                                                                                                                                            Milan-Torino-Chamberry-Valence-Barcelona

6. gün


Aman Allahım tren buz. Abartmıyorum yemin ederim morg gibi. Titriyoruz. Valizden Mami’nin siyah kapşonlu hırkasını çıkarıyoruz. Sonunda bi işe yaradı :) O bile zor kesti titrememi. Muhammed de kendine kızıyor (akşam üstünü değişti ya) “şortu giymedim giymedim o sıcaklarda şimdi giyeceğim tuttu” diye :D. Onun üstüne de bi t-shirt veriyorum kollarına falan örtsün diye. Güç bela 1 saatin sonunda Torino’da iniyoruz. 

Ordan Chamberry Challes Les Eaux (Fransa) trenine rezervasyon yaptırmadan bineceğiz. Gerginim çünkü rezervasyon zorunlu. Neyse garda arkadaşım Şebnem’i andıran maskğlen mi diyeyim erkeksi bir kıza soruyorum Paris Gare De Lyon trenini o da onu bekliyormuş. Hemen Muhammed’e haber vermeye koşuyorum o çantalarda geride beni bekliyordu. 10 dk kalmış trene. Çantaları alıp perona iniyoruz. (Orda da wc sıkıntısı yaşıyorum). Kızı buluyorum rez. işini sormam lazım. Bakıyorum yanında başka yabancı bi kız daha var hemen yanlarına gidiyorum ki o da aynı! Interrail pass var ama rez yok. Neyse artık birbirimizden ayrılmayalım diyoruz. Erkeksi dediğim kız İtalyanmış. Tuhaf evet ama o kızla konuşurken kendimi sanki bi erkekle konuşur gibi hissediyorum. Diğer kız (bizim gibi olan) Hollandalı. Neyse geliyor tren ama onlar biraz önde daha önce biniyorlar. Bindik, izlerini kaybettim. Tren ne kadar güzel, koltuk araları geniş, ferah. Koltuklar rahat. 1 saat kadar gidiyoruz. Bilet kontrolcü geliyor adama anlatmaya başlıyorum sabah erken bindik trene gişeler kapalıydı rez yaptıramadık vs derken bilete bakıyor “burası 1. Sınıf isterseniz önce 2.sınıfa geçin orda konuşalım” diyor. Ayyyy! Gülsem mi ağlasam mı bilemedim :’D Kızların olduğu vagon kadar ilerliyoruz soruyorlar "neredeydiniz" diye anlatıyorum, hep birlikte gülüyoruz. Adam geldi rez yaptırdık daha doğrusu orda parasını ödedik işte. Onlar Lyon’a kadar devam biz  Chambery’de iniyoruz.


Hemen gişeye gidiyorum rez için gişedeki kız “Bugün Lyon PArt Diev için interrail yolcularına uygun yerimiz yok” diyor. Her trenin belli bir interrailci kabul kotası varmış meğer. Muhammedin yanına dönüyorum seçenekleri düşünüyorum. Railplanner’a bakıyorum içine gömülmüş halde. Adeta bir Da Vinci’yim o an tüm seçenekler, rotalar, saatler, yerler gözümün önünde. Hemen yeni bir rota buluyorum. Hem de daha iyi! Salak kız. Valence üzerinden geçeceğiz. Gişede o kız yok Allahtan başka bir çocuk var saçları üç numara sempatik bir şey. Bileti ayarlarken Turkey görünce “aa ben de küçükken Türkiye’ye gitmiştim” falan diyor konuşuyor. Neyseki diğer kızdan daha zeki anlıyor hemen sıkıntıyı. Önce Valence’e ordan da Barcelona’ya rez yapıyoruz. Ama rota değiştiği için +1 saat bekliyoruz. Ana! Piyano var garda. Trende bizimle gelen bir çift vardı çocuk meğer harika piyano çalıyormuş. Dinliyoruz : ) İnternet yok , oyalanıyoruz. O esnada başka bi çocuk geliyor piyanonun başına ama kafamızı şişiriyor gidene kadar. Özellikle de Muhammedin :D Neyse trene yakın dışarı çıkıyoruz orda beklemeye başlıyoruz. Allahtan dün İstanbul kebaptan o ekmek arasını yaptırmışım yoksa bugün ölmüştük onu yiyoruz yarım yarım.. Ve sonunda trene biniyoruz.

Yarı uykulu, yarı uyanık vaziyette yolculuk… Alpler sağda, yemyeşil. Üstü dumanlı. ,Güzel manzara gerçekten. Adamlar muntazam ekmiş araziyi. Orada bile grafiti vardı. Valence’de iniyoruz. Yeni tren Barcelona’ya hadi bakalım… 20:30 iniş sanırım.


Biniyoruz ki tren adeta gençlik treni. İki katlı. Yolcular full genç.Pişti oynayan, müzik dinleyen, uyuyan, sohbet eden… Önce bi üst katlarda tur atıp yerimizi aradıktan sonra alt katta vagon sonundaki yerimizi buluyoruz. Diğer gençlerin yanında yolculuğa başlıyoruz. Ama biz gecede uyumadığımız için sersem gibiyiz resmen. Yanımızda 2 kız sesli sesli gülüyor, konuşuyor.sağ tarafımızda kağıt oynayan 4 alman kız. Birisini erkek sanmıştık önce. (detayları atlıyorum çünkü kalemim el acıtan cinsten ve tren çok rahat şuan biraz uyur gibi yapayım.)
Saat geldi Barcelona’da indik. Zannedersem 20:45 falandı. Hava hala aydınlık. Metroya doğru gidiyoruz levhaları takip ederek. Metro ama ne metro! Yani o kadar çok renk o kadar çok hat var ki! O anlık kafa karıştırıcı gibi ama sonradan anlıyoruz ki muhteşem bir ulaşım ağı. Bizimkisi yeşil L3. 10 luk kart alıyoruz 10 euro’ya. Liceu durağında iniyoruz. Sokağın adı hospital. Polislere soruyorum binanın birisinde dev bir gitar posteri asılı reklam sanırım orayı gösteriyorlar. Artık o gitar benim için 3 gün boyunca ev demek oluyor :) Gitarın olduğu aradaki sokak hospital Street. Yol boyunca yürüyoruz Müslüman bir bölgedeyiz. Juicy Jones’dan sağa dönünce hemen orada binamız. 5. Kat mı . Aman Allahım asansör yok. Daracık merdivenler. Eve çıkıyoruz yorgunluk, açlık ve uykusuzluğun verdiği rehavetle ev gözümüze biraz ruh sıkıcı geliyor. Hemen birer duş. Ama iştah gitti. Zorla kaldırıyorum Muhammed’i hemen bir burger king buluyoruz. Bir şeyler yiyoruz. Son enerjimizi de yemek yerken harcadığımızdan eve zor dönüyoruz. Hemen uyuyoruz.
(ev sahibi: Hugo. Kendisi evde kalmıyor. Arada bir aksaklık var mı diye kontrole geliyor. Banyo su sızdırıyor onu paspaslıyor, çöpleri döküyor. 4 tane anahtar var. Biraz bıktırıcı. Bi tane asma kilit oda kapısında. İki tane evin kapısında kullanılıyor. 1 tanesi de bina giriş kapısında. Girip çıkarken evde kimse yoksa tek tek hepsini kilitle, can sıkıcı. Odamız büyük, çift kişilik yatak. Mutfak da iyi. Buzdolabı çok işimize yarar bence. Ama evçok temiz değil. Grace’in evi airbnb çıtamızı yükseltti sanırım napalım :)



Çok uzun bir gündü. Buenas noches…


Chambery Challes Les Eaux

Chambery -> Valence

Barcelona gençlik treni :) Hissedilen.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder