21.07.15 Salı 07:45
Floransa- Pisa- Podova
4.gün...
4 saat uykunun üzerine sabah kendiliğimden uyandım.
Programdaki karışıklık yüzünden gece de epey uğraştım. İnternet de düzgün değil
zaten. Yarın kalacağımız Hotel II Nibbio meğer Como’nun baya uzağındaymış.
Nasıl dikkat etmedim anlayamıyorum. 150 lira daha yandı. Onun yerine nerede kalsak
diye bakıyorum. Milan gerçekten çok pahalı. Zürih desen ordan da pahalı. O 1
günlük boşluğu nasıl doldurmalı bilmiyorum otelden çıktık, otobüs bileti
alacağım diye otobüsü kaçırdık gözümüzün önünden gitti resmen, kimsenin kontrol
ettiği de yok zaten. Muhammedi dinleseymişim almasaymışım keşke dedim -_- Neyse
ki yarım saat sonra farklı bir rotayla gittik. Floransa Pisa arası zaten 1
saatten bile az sürüyor ve tren sık Allahtan.
Geldik Pisa’yaa. Muhammed çanta taşımaktan harap oluyor L Ordaki çantacıya
girdim hemen. Bi tane tam benim istediğim boy hem de diğerlerinden daha uygun
bir valiz buldum 20 euroydu hemen aldım. Garın önünde eşyaları valize yerleştirdik o esnada Türkçe konuşan yabancı bir kadın geldi yanımıza konuştu bizimle falan bir kaç yıl Türkiye'de yaşamış gitmeden bana bir kart verdi "yahova'nın şahitleri" hmm misyonersin demek dedim insan içine bi 100 euro hadi onu geçtim 10 euro sıkıştırır. O kadını sonradan da bir kaç kez gördük. Ardından interrail notlarından
hatırladığım Türk lokantasını aradı gözüm veee buldum: İstanbul kebab haha.
Küçük bi dükkan içerde döner takılı. Sahibi Süleyman abi Mardin Midyatlı.
Nedense Midyatlıları çok severim hükümet kadındaki Sermiyan Midyat gibi
okuldaki hasan gibi. Komik oluyorlar. Lavaş arası dönerimizi yiyip kolamızı
içtik. Dönere kebap diyorlar nedense. Lavaş arasında olunca kebap pannini. J))) Sağolsun abi oturdu
bizimle sohbet etti hatta wifi şifresini de aldık vermiyormuş normalde nedense
yabancılara. Muhammed wifi aradı baktı ki mardin adlı bi kullanıcı “aa acaba
kim olabilir bu “ dedik :P Alttan alttan siyaset de yaptı akpartiye de giydirdi
ama ilk kez karnım doymuştu günlerdir keyfim yerindeydi aynen aynen dedim destekledim
:D Süleyman abi gidecek vakit “eşyalarınızı burda bırakın ttaşımayın” demesin
mi! Uçtuk sevinçten. Hemen başladık gezmeye ama hızlı hızlı geziyoruz yine treni
kaçırmayalım diye. Hava yine ölümcül sıcak.. Yolda zenciler var hep seyyar
satıcı çok tatlışlar amcalar. Aslında güneş gözlükleri, şapkalar fln uygun
fiyata ama bakamıyoruz aceleden. Pisa kulesine vardığımızda aslında evet Pisa
kulesi çok ünlü ama etrafında da birsürü yapı vardı. O meşhur eğik kule
karşımızda sonunda! Resim çekiniyoruz ama sıcaktan mecalimiz yok tüm resimlerim
iğrenç çıkıyordu o gün zaten Muhammed zorla çekiyordu resmimi ama hepsi çirkin
çıkmış hepsi :’) etrafta bolca Türk de vardı salak salak şımarık kızlar tipler
aileler. Gizli gizli dinliyoruz gülüyoruz. Dönerken çeşme bulduk aynı çeşmeden
içtik yine. Güneşli bi meydan vardı boş o kadar sıcaktı ki 3 dk da dümdüz
gideceğimiz yolu güneş gelmesin diye kenardan dolaşarak 10 dkka da gidiyorduk :’)
Saat yaklaşınca geri döndük lokantaya çantalarımızı aldık teşekkürümüzü ettik.
Üstelik 2 litre suyu da bize 1,5 euroya verdi :’) <3 Bu arada dönerin içinde
çok çeşitli malzemeler vardı. Üstelik Süleyman abi ve diğer çalışanların
İtalyancaları Türkçelerinden iyiydi valla J
Gara geçtik..
Aktarmalı yolculuk yapıyoruz yine ve her bir trenin arasında
resmen 5-10 hatta bazen 1 dk vardı. Zar zor yetiştik birisine bi Türk karı koca
sayesinde. Üstelik trende de onlara bakıp “aynı Türke benziyorlar la” diye
dalga geçmiştik L Floransa-Bologna-Padova
aktarmalı gittik. En son bindiğimiz trendeki vagonumuz yemin ederim saunadan
farksızdı. Bindiğimiz dakikada sırtımdan terler akmaya başlamıştı. Resmen su
boşalıyordu üzerimden ilk kez böyle bir şey başıma geldi, yüzümden bile..! O
kısacık süredeki kadar ömrümdekini toplasan bu kadar terlememişimdir, bi 5 kilo
verdik heralde. Musa’yı getirseydim keşke diyete spora gerek kalmazdı :D J
PAdova’da indik önce bilet almadan karşıya durağa geçtik sonra
dayanamadım geri dönüp aldım tabi. Of of şu huyum! 15 dk sonra geldi otobüs
bindik. Şoföre söyledim “Via Grassi, Ali Supermarket” diye o da sağolsun
indirdi yolda da benle İtalyanca konuşuyor anlamıyorum bir şey sırıtıyorum
anca. Saat 19:00 ve hala güneş. Yürüye yürüye evi buluyoruz bi sitenin
içerisindeymiş bina. Tabi burda yazması kolay ama yürüyoruz epey, dolanıyoruz
orda burda millete soruyoruz… Bahçeye girdik ki bakıyorum bakıyorum 1,2,3,4 var
5 yok!!! Adres de 15/5. Sonra balkondan yaşlı bir teyze baktı İtalyanca birşeyler
dedi anlamadık içerden kızını çağırdı. Tatlı bi kızdı. Meğer 5 numara o
binaymış, yan site. Aşağı kadar geldi bize kapıyı açtı. “DE GUZMAN”. Grace’in
evine geldik. Asansör yoktu 3 kat falan çıktık.
Grace bizi kapıda karşıladı. Esmer, çekik gözlü, Filipinli,
mühendis ve İngilizcesi de fena değildi. Ev harikaydı! Otellerden 10 kat iyi.
İlk airbnb tecrübemiz haydi bakalım. <3 <3 <3 Hemen eve birşeyler
söylemek istedik yiyecek. Elinde birsürü katolog vardı. Donanımlı kız . Ben ne
yiyeceğimizi seçerken Muhammed duşa girdi. Çıktı. Hala seçemedim. O esnada
Grace’in erkek arkadaşı geldi, Christian. İtalyan ama biraz almanımsı tipli.
Çok konuşkaan. İngilizcesi iyi! Grace Amerikan şirketinde Chris de Alman
şirketinde çalışıyorumuş. Pizza seçerkenbiraz muhabbet ettik. PAdova’da hava 39
derece imiş bugün. Yuh. İtalya için anormal bir sıcaklık olduğunu söyledi. Bu
arada hala bir şey seçememiştim neyse bildiğimden şaşmıyım diye Margarita
söyliyim derken Chris o çok sade vs
birşeyler diyip kafamı karıştırdı ben de o zaman Marinara olsun biri dedim.
Marinara daha pahalıydı malzemesi de daha bol görünüyordu. O kadar çok pizza
çeşidi vardı ki. İnanamadım. Chris’in hal hareketleri biraz komikti. Konuşurken
ağzından çıkan köpükler dudağının kenarında birikiyordu bu da sanırım
komikliğine komiklik katıyordu. :D Muhammed yine “bu ney laa cıvık” dedi çocuğa
hemen, gülüyo dinlerken de.
Siparişi verdik ben hemen duşa girdim. Aman Allahım tuvalet,
banyo heryer mis gibiydi. Tuvalet kağıdı bile kaliteliydi kızın (tuvalet
kağıdına çok önem veririm de). Duş jeli ve şampuanlar Yves Rocher di şaka
gibiii. Mis gibi bir duştan sonra Grace’in minik oyuncak bisiklet şeklindeki
kağıt tutacağına eklenmiş wifi şifresini girdim. Jet gibi hızlı internet!
Allahım çok mutlyuyum. Geldiğimden beri ilk kez güzel uyku uyuyacağım anlaşılan
<3
Gelelim odaya. Resimlerde göründüğünden daha iyiydi,
tertemiz. Havlularımızı da hazırlamıştı önceden. (Not: şuan bunları yazarken Podova’dayım.
İnip tekrar Grace’e koşasım var haha) Neyse mutfağa geçtik yemeğe. Davet ettik
yemediler. Bize pizzanın yanında kendi makarnalarından önerdi ama yemedik.
Kolasını verdi sağolsun J
ana! Marinarayı bi açtım ki menemen ekmek hatta salçalı ekmek. Resmen hamur
üstü domates. Ulan chris! Güzelce bildiğim şeyden alacaktım işte. :@ J Margarithamız bitti az
bşy de marinaradan yedik. Bu aradafiyatlar çok uygundu. 6,5-7-8 euro olan
margarita pizza burda 3,5 du. Üstelik regular dedikler orta boy pizza normal bi
insanın yiyebileceğinden çok büyük. Neyse iyi oldu. Kalanını kahvaltıda yeriz
menemen niyetine artık. Suyumuzu da verdi cam şişede. Bittikçe doldurup dolaba
koyuyoruz ki soğuk soğuk içelim. Yatağa uzandık ki değme keyfimize. Saat 12ye
geliyordu internette bi süre takıldıktan sonra uyuduk. Tabi anneme whatsaptan
günlük raporumu da verdim. O da bana Türkiye’de olan biteni rapor etti
sağolsun. Odamızda vantilatörümüz de var. Koridorda klima da çalışıyor iyiyiz
iyi.
| Karnımızı doyurduk şükür |
| Grace'in güzel oturma odası |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder