23 Ocak 2016 Cumartesi

3 Ağustos 15' Prag

                                                                                                                       03.08.2015 Pts
                                                                                                                              Prag


17.Gün:

Sabah 9da uyandım. Hazırlanıp yola koyulduk. 10:46 Prag treni. Ha bu arada dün eve geçmeden önce HBF’de inip gebermeyesice TIEF’i bulalım demiştik, çok iyi etmişiz. Allahım çok kalabalık. Tuhaf tren. Şu adını getiremedim hani oturacak yerleri ayrı, kapalı olurya kuşet miydi yaa. İşte neyse… Ayakta kaldık. Muhammed valizlerle araya oturdu ben de koridor üzerinde tekli bi koltuğa. İnşallah Dresden’de inerler de otururuz. Neyse ki indi birileri oturdum ama Muhammed oturamadı arka tarafta bir yer buldu oraya oturdu. Allahım yanımdaki ne garip aile, acaba nereliler esmer esmer. Dillerinden hiç birşey anlamadım hiç de haz etmedim. Bi süre sonra Muhammed’in koltuğuna birisi gelmiş bi süre ayakta dikildi sonra kadının kocası arka taraflara gitti oraya oturdu şükür inene kadar. Vaktinden 35-40 dk geç vardı tren. Yolda tanıştığım kız demişti zaten Almanya’da trenler hep geç kalır diye. Sonunda iniyoruz.

 Otel gara çok yakın birkaç dakika. Hatta direkt garın çaprazında diyebilirim. Optelova Hostel. Girip biraz dinlenip yemek yemeye çıkıyoruz.

Fsq’den baktım İstanbul kebab var tabi yine yakınlarda. Övmüşler. Oraya gidiyoruz zaten dibimizde. Mercimek çorbası ve döner menü söyledik. En gıcık olan şey para birimleri Euro değil CZ. Neyse ama diğer ülkelerden  daha ucuz. Tuhaf olan şey herkes bi garip, tipleri acayip.. Yollarda tövbe estağfurullah diye diye geziyoruz. Adam kart geçmiyor bizde deyince koşup karşıdaki dövizciden bozdurdum 20 euroya 530 CZ falan verdi. Yemeğimizi yerken arkamızdan Türk kafile geldi. Adi adam onlardan Euro kabul etti -_- Yemeğimizi yiyip gara geçtik metroya falan binelim diye. Allahım böyle karışık bir şey görmedim ben. Hemen haritadan baktım gideceğimiz yer 1,4 km. Ohoo diyip yola koyulduk. Yeter ki o saçma hatlara binmeyelim de. Okunuşları da farklı zaten. Yürüye yürüye buranın merkezi diyebileceğimiz Old Town Square’e geldik. Şehirde her yerde “Bohemian” yazıyor. Evet tam bir bohem havası, benim sevmediğim türden. Meydana geldiğimizde uzun saçlı, bol pantolonlu, üstü çıplak işte tam o bohem adamlardan birisi müzik yapıyordu darbukamsı davulumsu bir şeyle. Duyduğum en güzel sokak müziklerinden birisiydi diyebilirim. Oynuyoruz resmen durduğumuz yerde. Sol tarafta bir çocuk topla gösteri yapıyor futbolcu tipli. Geride bi yılan oynatıcısı.. Ordan Charles Bridge’ geçip karşı taraflarda dolanıyoruz. Köprünün olduğu kısımda manzara güzel. Karşıya geçince de zaten ördek, kuğu gibi şeyler vardı. Geçerken Franz Kafka müzesine uğradık. Orda da yakuza tipli adamlarla karşılaştık lüks arabalardan indiler japon galdaşlarım. Bahçede de peeing men heykeli vardı meşhur işeyen çocuk haha. Birer dondurma yedik uzun zamandır milkshake yemiyorduk 1euroluk milkshakeler bittiğinden beri J e bulmuşken bir MC’e girdik hemen. Burda da 1,5’a falan yedik. Zaten bozdurduğum 20 euroyu harcamaya çalışıyordum. Orda bir japon sandığımız çocuk vardı yıllardır orda yaşıyormuş Vietnamlıydı sanırım. Dönüşte markete uğradık yol üstünde bi ana caddedeki. M&M, LAys, meyvesuyu ve en önemlisi “HALK” kek aldık hahaha. Yuh yaa halk bildiğin :D Meyve de almak istedim ama sinekler uçuşuyordu Yavaş yavaş eve gidiyoruz, Muhammed’in ilacının etkisi geçti, sürünerek gidiyor :’)

Sonunda oteldeyiz. İnternet çok yavaş. Yarın Viyana’daki otele gitmenin kolay yollarıyla uğraşıyorum epey. Birisi “çak bi selam” dinliyor hostelde haha.
Bu arada resimlerden görüleceği üzere Prag’da öyle isteksiz öyle suratsızdımki sebebini bilmiyorum yorulmuştum sanırım o sıralar. Onun verdiği ruh haliyle de Prag’a gıcık kapmıştım şimdi gitsem değişik duygular mı beslerim bilemiyorum..


Saat 00:00 Zzz…









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder