3 Nisan 2016 Pazar

07 Ağustos 15' Budapeşte -son-

                                                                                                          07.08.15
                                                                                                          Budapeşte
21.gün

Sabah alarmla uyandım 08:30 gibi hemen hazırlanıp çıktık.

Önce metro son durak ordan da 200E hava alanı 2/BT de indik. Online check in yapmış olduğumuz için ve teslim bagaj olmadığı için direkt geçtik. Bekleme salonunda Muhammed oturdu internette takılmaya çalıştı. Ben de duty free mağazalarda dolandım. Sabah dün aldığımız şeyleri ısıttık ama ben pek yiyemedim. Sadece hasta olduğum için ve ilaç içmem gerektiği için biraz zorladım kendimi az bir şey yiyip ilacımı içtim. O yüzden şuan açım. Ama hava alanı her zaman olduğu gibi çok pahalı. Su 2,5 euro. Neyse vakit geldi. Kapı anons edildi. 8B bizimkisi. 2 el bagajı parası ödemiştim zaten bilete artı olarak (ryanair bagaj için para alan dandik firma bdaha kullanmam). Sırt çantası kol çantasına bile olmaz dediler. Yuh. En ucuz, kalitesiz şirket bu olsa gerek. El çantasına da mı para ödeyeceğiz. Türk şirketlerinin değerini şimdilerde anlıyorum J  Neyse patlama pahasına doldurduk valizi. Bu arada tam uçağa götürecek otobüse bindik telefonumu valizleri boşalttığımız yerde unuttum sandım bir panik oldum!!

Bindik uçağımıza 11:10-14:00. 3 saat hey gidi… Muhammed müzik dinliyor ben de her zamanki çaresizliğimle baş başa uyumaya çabalıyorum. Hostesler servis yapıyor kalan 4 euro ile orta boy peynirli sandviç alıyorum. Saate bakıyorum daha 12:30. Zaten uçak geç havalandı 11:30 gibi. Neyse 3te biri gitti yolun derken anons gelmesin mi alçalıyoruz diye ben şok! Sevinçten öldüm haha J 825 km hızla gittiğimizi söylemişlerdi evet ama… Yarım saat içinde iniş gerçekleşecektir dedi ve evet gerçekten 13:00 İstanbul. 1saat 20dk erken J
İndik ettik derken saat 14:00 oluyor neyse. Sıkıntı burdan eve nasıl gideceğimiz şimdi =) Otobüs geçmiyor, ya havaşa binip merkeze ordan da otobüse ya da taksiyle kurtköy’e servis noktasına. Ya da benim tercihim blabla car. Birkaç kişiye mesaj atıyoruz tabi Muhammed’den cesaret alıyorum yoksa nerde ben de o cesareeet. Şu halde bile profillerini tek tek inceliyorum, yorumları.. Bir kaçıyla haberleşiyoruz.

Ben sonunda Ali ismindeki 32 yaşındaki sürücüyle anlaşıyorum. Bizi hava alanından almasını rica ediyoruz taksi yerine size ödesek biz buraları bilmiyoruz diyoruz sağ olsun gelip alıyor bizi 06 plaka gümüş rengi passat. Araba klimalı gayet güzel. Ali Bey de subaymış. Evli. Eşi PDR’ci. 2 oğlu varmış. Hakkari’den İstanbul’a tayini çıkmış. Kendini çok iyi geliştirmiş bir adam. Yolda da benzin almaya durdu biz de hemen yemek yedik o fırsatta, bekledi bizi sağ olsun. Trafik çok iyi, hava aydınlık. Ankara’ya kadar sohbet muhabbet gidiyoruz. Ankara’ya girdiğimizde yenice hava kararıyor. Radyoyu açtık herkes sustu müzik dinleyerek vardık son durağa. 4sa 20 dk sonunda Batıkent metrosundaydık. Harika bi süre. 70 lira ödedik. Harika bir yolculuk geçirdik. Hem kısa, hem rahat. Ordan da metroyla dikimevi.

Babam çoktan gelmişti. Eve gittik. Canım teyzem de birkaç gün önce ayağını kırdığı için bizde çocuklarla. Gördüğüme çok sevindim. Annem ve canım yemekleri <3 Gerçekten annemin yemekleri için şükretmem lazım her gün. Best chef eva! Mercimek çorbam, pirinç pilavım, fırında köfte patatesim, salatam, üzümüm, karpuzum. Ohhhh.. Az yiyebildik mide küçüldü iyice ama midemiz bayram etti valla. Muhammed “sonunda çorbana kavuştun” diyor.


Budapeşte-İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder