Viyana-Budapeşte
19.gün
Saat 08:30'a kurmuştum alarmı. 08:50 gibi kalkabildim. Hemen birer muz yiyip çıktık. Tren 10:12de. 4 bilet de elimde patladı validate ettirmeden. Keşke birine satabilsek diye içimizden geçirdik. Neyse artık Viyana hatırası olsun :) Ama o parayla 2 tane hediye magnet alırdım diye üzüldüm. Biletlerden magnet yaparım ben de :p
Trene bindik yine rezervasyonlu. Bu sefer temelli ayaktayız. Mal gibi herkesle yürüyen merdivenin tam çıkışında beklersek öyle olur. Bir de vagondan geç çıkan iki beyinsiz sayesinde tabi.. Uzun uğraşlar sonucu merdivenlere bari oturabildik. Son tren yolculuğumuza bak! =) Çantaları attık tabi vagonlara. 2 buçuk saat sonra Budapeşte'de görünüyor tren inşallah. Gece de tuhaf tuhaf rüya gördüm hayrolsun (!). 15 euro nakit paramız kalmış harcamalık. Euro 3,5 olmuş Türkiye'de yuh! Allah'ım ben gitmeden düşmez inşallah. Elimde kalanı da çevirtirdim. Kredi kartım burada aldı başını gitti tabi komisyon farkıyla..
Ah Barcelona.. özlüyorum seni. Gidince ilk işim İspanyolca öğrenmek! Enrique adamın dibi :) Katalanlar artık adamımdır.
Trenden inip gerekli metro aktarmalarını yaptıktan sonra Ar Jonas durağında inip Nyugati yönüne ilerliyoruz. #39 numara 5 dk falan. Ev sahipleri tatilde.Evi temizlemesi için bir kız ayarlamışlar Blanka isminde lise öğrencisi hoş bir kız. Eve yarım saat erken geldiğimizden işleri tam bitiremedim diyor. Sorun yok dedim. Ardından kapı çalıyor arkadaşı geliyor (bf) elinde 2 su bi tanesi soda bi şişe de şarap ev sahibi göndermiş hediye olarak hahaha =)) Ev sahibinin jestine bak. Onun yerine bi kola bi icetea alaydın daha makbule geçerdi. Kızlar bize gerekli şeyleri anlatıp gidiyor. Bu arada tabi ki şarabı onlara veriyorum biz kullanmıyoruz size hediye edelim diyoruz. Evde baya takılıp dinleniyoruz iyice. Evin yapısı da bi farklı. Ahşap merdivenle yukarı ahşap bir bölme çıkıyor ayrı bir oda gibi çift kişilik yatak var falan içinde priz vs. Fotoğrafta pek belli olmamış ama hatta hapishane gibi çıkmış ama :)
Saat 18:00 da yemek yemeye çıkıyoruz bi .İndiğimiz metro durağının arkasında bi Burger King vardı 4sq sağolsun çok işimi gördü. Aslında oraya gitmeyecektik ama ters yürümüşüz. Yemeğimizi yiyoruz ve benim yaptığım bomba olay: ben ki whooper junior ile doyan insan normal değil double değil triplle whooper söylemiyim mi Muhammedle birlikte. Senin etin neee budun ne söyle normal bari ye gitsin haha tabiki bitiremiyorum. Geri eve dönüyoruz. İki buçuk saat sonra hazırlanıp çıkıyoruz. Dondurmalarımızı alıp sahile iniyoruz Tuna boylarına... Köprünün ışıklandırması, görüntüsü çok güzel gerçekten. İlerde parlemento binaları var ki harika, binanın üstünde uçuşan şeyleri anlayamamıştık uzun süre meğer kuşlarmış yoğun ışıktan tuhaf görünüyordu. Karşı tarafta Royal Palace var yine her yerde olduğu gibi. Bolca kiliseler.. Etrafta insanlar içki keyfinde.. Normal yani dediğim gibi su 2 euro içki 1 euro. Adamlar hayvan gibi şiyapıyo :)) Saat
23:00 gibi evimize dönüyoruz. Bu arada kıyıda wifi da vardı. Uçak bileti konusunda da yine salaklık edip 60 lirayken almadım şuanda 125 liraya çıkmış durumda İstanbul-Ankara arası. Oof off her gün artıyor. Son şans yarın kontrol etmek artık.. Budapeşte-İstanbul 100 lira, İstanbul-Ankara 125 haha.
-_-
Best News: Musa zayıflamış. Çok mutluyum. Çok yakışmış yüzüne maşallah. Nazarım değmesin. Nişana kadar inşallah iyice zayıfar <3
İyi geceler..
| Son tren yolculuğu |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder